Freud’a Kafa Tutan Kız – Dora: Psikanalitik bir intikam

Evren Kuçlu
Arka Kapak

“Baban öldü, istersen gelebilirsin”
Romandan

“Freud Dora’nın her şeyini yanlış yorumlamıştı” düşüncesinden yola çıkarak Sigmund Freud’un en meşhur vakasını Dora’nın gözünden anlatmak üzere romanlaştıran Lidia Yuknavitch, Freud, Dora ve ikili arasındaki ilişkiye kendinden yeni pürüzler eklediği psiko-fantastik bir öyküyle buluşturuyor okurları. Chuck Palahniuk’in iltifatlarıyla bizi selamlayan, Freud’a Kafa Tutan Kız – Dora adlı bu hiperaktif roman April Yayıncılık tarafından neşredildi.

doraFreud’un meşhur Dora Vakası’nda Ida Bauer (ona Dora adını Freud’un taktığını hatırlatalım), anne babasının Herr ve Frau K. çiftiyle sürdürdüğü sorunlu ilişkiden bir travma devraldığı için babası tarafından Sigmund Freud’a yönlendirilmiş 18 yaşında bir genç kızdır. 14 yaşındayken komşusu Bay K. tarafından tacize uğrayan, devamında bu adamın karısı Bayan K. ile kendi babası arasında uzayıp giden bir metres ilişkisi olduğunu fark eden Dora, bu yaşananların etkisinden kurtulmak için bir süre Freud’un sağaltım tedavisine başvurur ya da boyun eğer. Tedaviden kısa sürede olumlu dönütler almaya başlayan Freud-Dora ikilisinin on bir seanslık ilişkisi Freud’un Ödipal ve bilinçaltı niyetleriyle örülü analizlerini kabullenemeyip, çatışmalarına bir de doktorunu ekleyen Dora’nın, terapi seanslarını reddetmesiyle sona erer.

Bu öykü yayınlandığında, deyim yerindeyse her şey metnin yazarı Freud’un merhametine kalmıştı. Söylentilere göre Freud, Dora’nın öyküsünü, nasıl anlaşılmasını istiyorsa öyle, bir başka deyişle psikanalizin amacına hizmet edecek şekilde kaleme almıştı. Tam da bu nedenle Freud’un, Dora’nın öyküsüne ilişkin analizlerini psikanaliz açısından oldukça ufuk açıcı görenlerin aksine; haksız, ataerkil, saçma hatta mide bulandırıcı olarak yorumlayanlar da oldu. İşte romanımızın yazarı Yuknavitch, Dora Vakası metinlerinde Freud’un psikanalizi taltif edip, Dora’yı harcadığını düşünerek ondan intikam almak isteyenlerden biri. Yazar, romanda sık sık “Sig” diye andığı Freud’dan ve Dora’nın tacizcisi Bay K’den neredeyse hiçbir kural tanımadan intikam alabilecek cin gibi bir karakter çizmiş. Dolayısıyla Dora’nın gecikmiş fakat oldukça sert savunmasıyla karşı karşıyayız.

Yuknavitch Doktor Sig’i (Sigmund Freud) gerekirse hadım ederek onu psikanalitik düşüncesinin en büyük kanıtı ‘penis’ten yoksun bırakmaya kararlı. Ancak öncelikle karakterini Freud’un etiketlerinden birer birer kurtararak yapıyor bu işi. Freud’un Dora diye seslendiği Ida Bauer’e gerçek adıyla hitap edip, Dora müstearını da Ida’nın sırt çantasına isim olarak veriyor. Devamında öykü süresince Ida sık sık üreme organları arasında da serbest çağrışım üreterek doktorunun kendisiyle ilgili tespitlerini küçümseyen ve ona yerli yersiz ağza alınmayacak küfürler savuran biri olmaktan hiç vazgeçmiyor. Yaptığı esprilere bakarsak bundan büyük bir zevk de duyuyor. Rüyayla gerçeği harmanlamış hatta aradaki çizgiyi kaybetmiş olan Ida bu ‘deliliğin’ sarhoşluğuyla herkesten istediği gibi intikam alacağı zengin bir çağrışım dünyası kuruyor. Zihninde yaşattığı karakterler, yaşamayı başaramadığı gerçek karakterlerle yüzleşirken Dora’ya sürekli destek oluyorlar. Dora adını verdiği sırt çantasına zulaladığı h4n kamerasıyla can alıcı ya da gülünç bulduğu birçok şeyi kayıt altına alıp hafızasına pratik bir katkı sağlıyor.

Yuknavitch’in İda’sı her ne kadar Freud’un Dora’sını ve onun nezdinde Freud’u alaşağı etmeye kalkışsa da son kertede Freud’un 11 hafta boyunca Ida’nın danışmanlığını üstlendiğini aklının bir köşesinde tutuyor. Bu nedenle ünlü psikoloğun dehasını yeri geldikçe takdir ediyor. Fakat barışa yanaşmaksızın, Freud’un saplantısı olarak kabul ettiği unsurları (Oedipus kompleksi, penise imrenme vb.) küçümseyip, onun eski dostu, ezeli düşmanı Carl Gustav Jung’u da arkasına alarak saldırıya dört koldan devam ediyor. Romanın birinci amacı Freud’dan intikam almak olduğu için psikolojik literatüre de işini görecek kadar kucak açıyor Yuknavitch.

Freud’a Kafa Tutan Kız neredeyse tamamında belirli periyotlarla anne babasını yargılamayı ihmal etmiyor tabii. “Ben suçlu değilim. Sadece birilerinin kızıyım. Hasta değilim ben.” “Çocuklarınız için nasıl bir dünya tüneli yarattığınıza bakın.” gibi acıklı cümleler kurarak aynı zamanda bütün suçlamaları aklı başındayken sarf ettiğine dair okuyucuyu şahit tutuyor. Sonuç olarak; yazarının kendi deyimiyle Freud’un fazlaca üstüne giden roman, serbest çağrışımı bir psikoloji seansından öteye, tımarhanedeymişçesine özgürce işlerken cinsiyet ve cinsellik üzerine yeni sorular üretmeyi, bunların hepsi bir kenara, okuru eğlendirmeyi ihmal etmiyor.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s