Bakirelik Tabusu

Yazar: Sigmund Freud
Çeviren: Çağlar Tanyeri
Yayınevi: Telos Yayıncılık

Bu kitapta Freud’un kadın cinselliği üzerine yazdığı üç makalesini sunuyoruz: Bakirelik Tabusu(1918), Kadın Cinselliği Üzerine(1931), Bir Kadın Eşcinselliği Vakasının Oluşumu ve Gelişimi Üzerine(1920). Hem Freud’un kadın cinselliği üzerine düşüncelerinin hem de bu düşüncelere karşı ileri sürülmüş savların çıkış noktalarının yer aldığı üç metin.

Kadının bir kişi olarak var olma, özgürleşme mücadelesi, onun cinsel bir varlık olarak kabulü ile koşut. Freud, bu üç makalesinin de gösterdiği gibi kadını ve cinsel yaşamını bastıran değil, sözle bağını kuran, dolayısıyla özgürleştirenlerin yanında yerini alıyor.

Bu üç metin, kendi toplumsal deneyimimizi anlamak için de okunabilir. Freud, bir çağdaşımızdır ve bize pek çok şey söyleyecektir.
(Tanıtım Bülteninden)

Savaşın ve Ölümün Güncelliği

Yazar: Sigmund Freud
Çeviren: Çağlar Tanyeri
Yayınevi: Telos Yayıncılık

Savaşın Düş Kırıklığı ve Ölümle İlişkimiz adlarını taşıyan iki bölümden oluşan bu inceleme, özdeyiş biçiminde bir bildiri ile sona erer: “Yaşama katlanmak istiyorsan, ölüme hazırlan.”Bu bildirinin kuşatıcılığını ve ağırlığının hangi ölçüde hissedildiğini kavrayabilmek için, beklenmedik bir biçimde ortaya çıkan savaşın Avrupalı entelektüel için nasıl bir kültür krizine yol açtığını kavramak gerekir. Sözkonusu krizin ruhsal boyutlarına dair de bir incelemedir, bu. Savaşın yıkıcılığı ile başlar ve insanın ölüm ile ilişkisi üzerine tarihsel-ruhsal bir çerçeve belirleme çabasıyla sonuçlanır. Savaşın ve Ölümün Güncelliği böylesi bir dönemin ürünüdür ve Freud’un metapsikoloji metinleri ile kültür kuramı arasında köprü olan incelemelerdendir. Yaşadığımız günlerde bu incelemenin Türkiye için güncelliğine ise ayrıca dikkat çekmek isteriz
(Tanıtım Bülteninden)

Kendi Çağından Bizim Çağımıza Sigmund Freud

Yazar: Elisabeth Roudinesco
Çeviri: Nesrin Demiryontan
Yayınevi: Metis

Freud’un yaşamı değişik yazarlarca defalarca ele alındı, yapıtının her satırı farklı şekillerde yorumlandı. Aşırı övgü ya da nefret içeren yazılarla, bilimsel çalışmalarla, yenilikçi yorumlarla ve haddini aşan beyanlarla geçen yılların ardından, bugün hâlâ Freud’un kim olduğunu anlamakta güçlük çektiğimiz bir gerçek. Bunca yorum, fantezi, efsane ve söylenti fazlalığı, düşünürün kendi çağındaki ve bizim çağımızdaki paradoksal yazgısının üzerini örter hale geldi.

Tarihçi ve psikanalist Elisabeth Roudinesco bu kapsamlı çalışmasında yeni açılan arşivlerle ulaştığı belgelerin de ışığında Freud’un yaşamanı, yapıtının oluşumunu eleştirel biçimde ortaya koyuyor: Aydın bir muhafazakâr, bir bilmece çözücüsü, dikkatli bir hayvan cinsi gözlemcisi, bir kadın dostu, İlk Çağ hayranı bir stoacı, Alman romantizminin mirasçısı, bilincin kesinlik olarak sunduğu şeyleri dinamitleyen biri, ama aynı zamanda hem Yunan tragedyaları geleneğine hem de Shakespeare tiyatrosu mirasına bağlı, cemaat kimliklerinin yapı sökümcüsü Viyanalı bir Yahudi.

İrili ufaklı olayların, özel ve kamusal yaşamın, deliliğin, aşkın ve arkadaşlıkların, uzun vadeli diyalogların, mektuplaşmaların, bitkinlik ve melankolinin, ölüm ve savaş trajedilerinin birbirine karıştığı, daima belirsiz, daima yeniden icat edilmesi gereken bir geleceğin krallığına sürgünle sonlanan uzun bir anlatının zamanı içine yerleştirilmiş olarak Freud’un ve yaptının öyküsü…

Kitaptan tadımlık bir parça okumak için tıklayın!

Sigmund Freud’un Cinsel Tekbenciliği

Betty Friedan’ın klasikleşen eseri The Feminine Mystique’de yer alan bu bölümü Doç. Dr. Mine Tan’ın çevirisiyle okumak için tıklayın.

İlgilenenler için not: Bu kitap 1983 yılında E Yayınları tarafından Tahire Mertoğlu çevirisiyle Türkçeye de kazandırılmış fakat günümüzde baskısı tükenmiş durumda, internette ve sahaflarda ikinci el olarak bulabilirsiniz.

kadınlığın gizemi

 

 

 

 

Yas ve Melankoli

Sigmund Freud’un en temel metinlerinden olan Yas ve Melankoli’ye R. Uslu & O. E. Berksun çevirisi ile PDF formatında ücretsiz erişmek için tıklayın. Çevirinin ilk iki paragrafını aşağıda paylaşıyoruz. Yas ve Melankoli’nin ayrıca Telos Yayınları’ndan Aslı Emirsoy çevirisi ile çıkan yeni bir versiyonu da var. Ona da buradan ulaşabilirsiniz.

Biz rüyalardan, narsisistik mental bozuklukların normal yaşamdaki prototipleri olarak faydalandık. Şimdi, melankoliyi, yasın normal duygulanımı ile karşılaştıracak ve melankolinin doğasını biraz olsun aydınlatmaya çalışacağız. Ama bu sefer varmış olduğumuz sonuçlardan aşırı bir beklenti içinde olunmasına karşı uyarı niteliğinde bir girişle başlamak durumundayız. Tanımında, deskriptif psikiyatnde bile değişkenlikler olan melankoli, bir tek birime indirgenmeye izin vermeyecek şekilde çeşitli klinik formlarda ortaya çıkmaktadır, Bu formlardan bir kısmı, tabloların bazılarının ruhsal değil bedensel kaynaklı olduğunu düşündürmektedir. Her gözlemcinin edinebileceği izlenimlerin dışında burada söyleyeceklerimiz, doğası su götürmez bir biçimde psikojen olan az sayıdaki vakaya aittir. Sonuçlarımızın genel geçer sonuçlar olduğu iddiasını baştan bir kenara bırakıp bugün kullanımımıza sunulmuş olan araştırma yöntemleri ile, zor da olsa, tüm bozukluklar için değil ama küçük bir grup bozukluk için bazı şeyleri, çok tipik olmasalar da keşfedebileceğimizi düşünüp kendimizi avutalım.

Klinik tablolar, yas ve melankoli arasındaki bağı (Correlation) doğrular gözükmektedir ve dahası çevresel etkilerden kaynaklanan nedenler, her iki durum için ayırdı mümkün olmayacak derecede benzerlik sergilemektedir. Yas, sevilen bir yakının veya ülke, özgürlük, bir ideal gibi düşünsel-soyut bazı değerlerin kaybına karşı gelişen bir reaksiyondur. Yasa neden olan olayların benzerleri, bazı insanlarda, bizde patolojik bir dispozisyon şüphesi doğuracak şekilde melankoliye neden olurlar. Yas içinde her nekadar yaşama karşı takınılan tutumda büyük bir değişiklik ortaya çıksa da bu değişikliğin bize hiçbir zaman patolojik ve tıbbi tedavilik bir durummuş gibi gözükmemesi çok önemli bir izlenimdir. Biz belirli bir zaman içinde bu durumun üstesinden gelineceğine inanır ve herhangi bir müdahaleyi faydasız hatta zararlı görürüz.

(…)