Lacancı Forum Okuma Grupları

Lacancı Forum Türkiye Psikanaliz Derneği tarafından Darian Leader’ın Delilik Nedir? kitabı ve Bruce Fink’in Lacancı Psikanalize Bir Giriş kitabı üzerinden iki ayrı okuma grubu gerçekleştirilecektir.
Okuma gruplarının kontenjanları sınırlıdır ve gruplara katılım ücretsizdir. Gruplara katılmak isteyenlerden, ilgilendikleri duyurudaki mail adresine kendileri hakkında, özellikle psikanalizle ilişkilerini içeren kısa bir tanıtım yazısı göndermeleri istanmektedir. Duyuru metinleri aşağıdadır.
 
Okuma Grubu 1Darian Leader – Delilik Nedir?

Freud yıllar önce Schreber vakasını anlatırken, hezeyanların, halüsinasyonların deliliği tanımlayan özellikler değil, aksine deliliğe verilen yanıtlar olduğunu söylemişti. Ne yazık ki, Freud’dan günümüze yıllar geçmesine rağmen, anaakım psikiyatri ve psikolojide vakaların öznel deneyimlerinin yerini, birbirlerine benzeyen semptom kümeleri, insanları rakamlara dönüştüren istatistikler, susturan, hareketsizleştiren ve hissizleştiren anti-psikotik ilaçlar ve ‘gerçeklik’, ‘normallik’ dayatan, özneyi susmaya davet eden psikoterapi modelleri aldı.
Her şeyin ‘görünür’ kılındığı günümüzde, psikoz da görünür semptomlarla eş tutuldu. Oysa Schreber Tanrı’dan hamile kalarak yeni bir ırk yaratacağını düşünürken, yargıçlık görevini kusursuz bir biçimde yerine getiriyordu. İyi bir vatandaş ve aile babası olarak bilinen ve hiçbir ‘tuhaflığı’ olmadığı düşünülen Wagner insanlığın tümüne karşı işlediği bir günah olduğunu ve bu günahın yayılmaması için önce ailesini sonra da bunu bildiğini düşündüğü dokuz kişiyi öldürmüştü. Bu yüzden deliliğin apaçık ve görünür olmadığını, suskun da olabileceğini biliyoruz.
İşte ‘Delilik Nedir?’ okuma grubu Darian Leader’in kitabı üzerinden bu suskun, ‘ağzı sıkı’ deliliği Lacancı bir kulakla dinlemeye davet ediyor. Bu dinleyiş aynı zamanda özneyi özne yapanın ne olduğunu, Oidipus kompleksini anlamayı ve Lacan’ın Simgesel, İmgesel, Gerçek, Borromean Düğümü, Baba-nın-Adı, Jouissance, Sanrısal Metafor gibi kavramlarına girişi de vaat ediyor. Bu Lacancı kavramlar ile psikozun bir yaratım, keşif ve dünyada bir konum arama süreci olduğunu görmek, aynı zamanda analistin/terapistin konumunu ve klinik pratiğini de baştan sona değiştiriyor.

04.12.2016 tarihinde başlayacak, iki haftada bir olmak üzere toplam 13 oturum sürecek olan okuma grubu için keremdullger@gmail.commail adresine başvuruda bulunabilirsiniz.

1. Hafta: Lacancı Psikanalize Giriş
2. Hafta: Lacancı Psikanalitik Tanı: Psikoz
3. Hafta: Lacancı Psikanalitik Tanı: Psikoz (Paranoya, Melankoli, Şizofreni)
4. Hafta: Psikozda Dil ve Mantık
5. Hafta: Tanı Koymak

6. Hafta: Psikozun Nedenleri
7. Hafta: Tetiklenme
8. Hafta: Sanrısal Metafor
9. Hafta: Aimée
10. Hafta: Kurt Adam
11. Hafta: Shipman
12.  Hafta: Psikozla Çalışmak
13.  Hafta: Kapanış

Okuma Listesi:
Darian Leader: Delilik Nedir?
Bruce Fink: Lacancı Psikanalize Bir Giriş
Daniel Paul Schreber: Memoirs of My Nervous Ilness
Sigmund Freud: Olgu Öyküler II, Düşlerin Yorumu
M.A. Sechehaye: Bir Şizofren Kızın Güncesi

 
 
Okuma Grubu 2: Bruce Fink – Lacancı Psikanalize Bir Giriş
Bu okuma grubunda, Bruce Fink’in Özgür Öğütcen tarafından Türkçeye çevrilen Lacancı Psikanalize Bir Giriş kitabı üzerinden Lacancı psikanalize giriş yapacağız.
Bir taraftan Lacan’ın büyük Öteki, jouissanceobjet petit a, Baba-nın-adları gibi ilk bakışta kavranması zor birçok kavramını anlamaya çalışırken, diğer taraftan bu kavramların çıkış noktaları ve klinik pratikteki karşılıkları üzerine konuşacağız. Bir kişinin neden analize gelmeye karar verdiği konusundan başlayarak, arzunun analizdeki merkezi konumunu ve analizan ile analist arasındaki ilişkiyi geniş bir şekilde ele alacağız. Yine Lacan’ın özgün katkıları olan İmgesel, Simgesel ve Gerçek kategorilerini ele alacağımız bu okuma grubunda, öznenin oluşma süreci ve bilinçdışının analitik pratikteki biricik konumuyla ilgili konuşacağız. İlerleyen oturumlarda, analitik pratiğin en önemli konularından biri olan psikanalitik tanılar (nevroz,psikoz ve sapkınlık), Lacan’ın bu kategorilere getirdiği özgün katkılar ve analistin bu tanılara göre alması gereken pozisyonlar ele alınacak.
Ek okumalar, misafir katılımcılar ve vakalarla destekleyeceğimiz bu okuma grubuna, teorik olarak ve/veya pratik olarak Lacancı psikanaliz ile ilgilenen herkesi davet ediyoruz. 4 Aralık Pazar günü başlayacak olan ve iki haftada bir toplanacak olan bu okuma grubunun 13 hafta sürmesi planlanmaktadır ama gidişata göre bu sürenin uzama ihtimali vardır. Saatler ise daha sonra duyurulacaktır.
Etkinlik, Lacancı Forum Türkiye Psikanaliz Derneği tarafından düzenlenmekte olup etkinliğe katılım ücretsizdir. Bu okuma grubu Oğuzhan Nacak tarafından yürütülecektir. Etkinliğe katılmak isteyenler oguzhannck@gmail.com adresine mail atabilirler.
Planlama şu şekildedir:
1. Hafta: Genel giriş, kitabın giriş kısmı ve Analizde Arzu bölümü
2. Hafta: Hastayı Terapötik Sürece Dahil Etmek, Analitik İlişki
3. Hafta: Yorum: Arzu Alanının Açılması
4. Hafta: Arzunun Diyalektiği
5. Hafta: Tanıya Lacancı Bir Yaklaşım (L. Rodriguez: Diagnosis in Psychoanalysis’le birlikte)
6. ve 7. Hafta: Psikoz (Darian Leader-Delilik Nedir? ile birlikte)
8. 9. ve 10. Hafta: Nevroz (Colette Soler-Hyseria and Obsession, Dora ve Fare Adam’la birlikte)
11. ve 12. Hafta: Sapkınlık
13. Hafta: Arzudan Jouissance‘a, Sonsöz
 
Ek okumalar:
Sigmund Freud: Dora vakası, Fare Adam vakası
-Colette Soler: Hysteria and Obsession
-L. Rodriguez: Diagnosis in Psychoanalaysis
-Slavoj Zizek: Yamuk Bakmak
-Darian Leader: Delilik Nedir?

Darian Leader’ın ”Delilik Nedir?” Kitabı Üzerine

Özgür Öğütcen

Yakınlarda Encore Yayınları önemli bir kitap yayınladı; Darian Leader’ın “Delilik Nedir?” isimli kitabı. Kitap “Lacancı Bakışlar” dizisinden çıkan ilk yayın ve tanıtım yazısında belirtildiği üzere bu dizinin bir sonraki kitabı, bütün dünyada Lacancılığa giriş yapmakta en çok okunan kitaplardan birisi olan Amerikalı –ama yarı Fransız dersek yanlış olmaz herhalde- psikanalist Bruce Fink’in Lacancı Psikanalize Klinik Bir Giriş adlı eseri olacak. Encore Yayınları “2003 yılında, Lacancı psikanalizin felsefe, din, sanat, ideoloji ve politikada eleştirel yorumlar için özgün bir araç olduğu öncülüyle yayınlarına” başlayan bir yayınevi. Bu arada Zizek’in ve Sloven Okulu’ndan diğer bazı düşünürlerin kitaplarını da yayınladılar. Ve tabii Fransız filozof Alain Badiou’yu da bu listeye eklemek gerekiyor. Darian Leader’ın kitabını, daha önce bu alanda çeviriler yapmış olan, Barış Engin Aksoy çevirmiş; Aksoy’un yine Encore’dan çıkan başka bir çevirisi de Joan Copjec’in Tut ki Kadın Yok adlı yapıtı.

Darian Leader İngiltere’nin önde gelen Lacancı psikanalistlerinden birisi, aslına bakılırsa Türkçe’de de bilinen bir yazar. Delilik Nedir? yayınlanmadan önce başka bazı kitapları dilimize çevrilmişti: sayacak olursak Mona Lisa Kaçırıldı, Kadınlar Neden Yazdıkları Her Mektubu Göndermezler?, İnsan Neden Hasta Olur?, Yeni Başlayanlar İçin Lacan bunlardan belli başlıları. Uzun sözün kısası bu alana ilgili olanlar için Leader aşikar olunan bir yazar. Leader’la ilgili söylenecek şeylerden birisini kitabın ön kapağında Guardian gazetesinden yapılan alıntı gayet güzel özetliyor, “Zamanımızın en önemli düşünürlerinden.” Bu ifadenin abartılı mı olduğu, gerçek mi olduğu ancak zamanla anlaşılabilecek ama onun öneminin psikanalist olmaktan şu ya da bu oranda fazla olduğunu belirtiyor. Psikanalistlerin kamusal figürler olmaları Türkiye için pek alışıldık bir olgu değil, ama Avrupa’da özellikle Fransa’da, psikanalistler entelektüel ve gündelik yaşamı etkileyen kişiler. Bu ülkelerde toplumsal, politik veya sanatsal bir olay olduğunda psikanalistlerden fikir alınması seyrek rastlanan bir durum değildir. Darian Leader’da bu toplumsal psikanalist figürlerinden birisi, arada bir saygın bir gündelik gazete olan The Guardian’da yazıları yayınlanıyor saydığımız gerekçelerle. Encore Yayınları’nın programında Darian Leader’ın iki kitabının daha olduğunu öğrendik: Strictly Bipolar ve The New Black. Bu kitaplarda iki önemli konuya değiniyor: git gide salgın haline gelen “bipolar bozukluk” tanısına ve neredeyse otomatik olarak hastalık gibi algılanan depresyon ve yas konularına.

Kitaba dönecek olursak, hemen hepimizin deliliğin ne olduğuyla ilgili bir fikri var. Herkesin bildiği üzere, “mahallenin delisi” diye bir tabir bile var, yani “deli” karşılaşılan, görünür, tanıdık bir figür. Ama deliliğe daha yakından baktığımızda işler göründüğünden biraz daha karmaşık, pek çok şey de olduğu gibi. “Deli” illaha bağırıp çağıran, tuhaf şeyler sayıklayan, toplum kurallarını büsbütün hiçe sayan birisi olmak zorunda değil. İşte, Darian Leader kitapta öncelikle buna odaklanıyor. Yani deliliğin göründüğü gibi olmadığına, bazen delilik namına dışarıdan görülen hemen hiçbir şey olmasa da, içeride bir deliliğin yaşamaya devam ettiğine. Bu çok önemli bir konu, çünkü içeriden deli –ya da terminolojik olarak söylersek psikotik- olan insanların nasıl dengede kalabildiklerini anlarsak açıkça deli olan kişileri de bundan korumamız mümkün olabilir. Böylece bu bireylerin içinde rahatça yaşayabilecekleri bir dünya kurmalarında onlara eşlik etmek olası hale gelir. Aşağı yukarı buna benzer bir tabiri, Freud, ünlü bir psikotik olan Schreber için kullanmıştı. Meraklısı için söyleyelim, hem Freud’un Schreber vakası hem de Schreber’in kendi hatıratı Türkçe’de yayınlanmış durumda.

Hiç kuşku yok ki, kitapta deli tabiri insanları aşağılamak, küçümsemek, onları toplumun dışına itmek için kullanılmıyor. Tersine bir amacı da yok kitabın, yani delilikte bir yücelik görmek, onu yaratıcılıkla eşanlamlı kılmak gibi hedefler de gözetilmiyor. Deliliğin bazen çok acı verici olabileceğini baştan kabul etmek gerekiyor. Başka durumlarda ise durum böyle olmayabilir, kişi gayet uyumlu, sakin bir yaşam sürdürebilir. Hatta bu ömür boyu bile sürebilir. Kitapta buna pek çok örnek verilmiş ve bu durum “sessiz delilik” olarak adlandırılıyor. Yazara göre, mesele tam da burada düğümleniyor: yani mesele bir kişi içeriden deli olsa bile onu delirmeden yaşayabilmeye sevk eden etkenler neler olabilir sorusu etrafında dönüyor. Eğer bunlar anlaşılabilirse kişileri bu durumdan korumakta mümkün olabilir. Onlara içinde yaşayabilecekleri, rahat edebilecekleri bir dünya inşa etmelerinde eşlik edilebilir. Kelimeleri dikkatle seçerek kullanıyoruz: örneğin “onun inşa etmesinde eşlik etmek” diyoruz, ona bir yaşama şekli dayatmaktan veya bir takım hazır reçeteler sunmaktan dem vurmuyoruz. Bu en çok düşülen hatalardan birisi. “Yardım etmek” ve “tedavi etmek” fiilleri bazen böylesine baskıcı özellikler taşıyabiliyor. Ama kitapta söz konusu olan perspektif, bir anti-psikiyatri yaklaşımı değil, kitapta konu edilen yaklaşım tam tamına psikanalitik –onun da bir türü olan Lacancı psikanalitik- bir yaklaşım. Psikanalizin modasının geçtiği, işe yaramadığı, uzun sürdüğü iddiaları arasında, Darian Leader’ın bu kitabı dört dörtlük bir karşı yanıt oluşturuyor. Psikanalizin ne kadar güncel olduğuna vaka örnekleri, anekdotlar ve psikiyatristlerin görüşleri üzerinden kanıtlar sunuluyor.

Kitapta Freud’un Kurt Adam vakasından, Lacan’ın üzerinde çalıştığı Aimée vakasından ve çok daha yeni zamanlardan bir örnek olan Harold Shipman’dan bahsediliyor. Bir kısmınız kitabın “aşırı profesyonel”, uzmanlara yönelik bir kitap olduğunu düşünebilir, ama kitabı elinize alıp okumaya başladığınızda bunun böyle olmadığını, oldukça yalın bir dille yazılmış olduğunu göreceksiniz. Bu yüzden, Darian Leader’in “Delilik Nedir? kitabının okunmaya değer bir kitap olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz.