Bilinçsiz-Olan

Yazar: Sigmund Freud

Çeviren: Çağlar Tanyeri

Yayınevi: Telos Yayıncılık

29 Şubat 2016 için önsiparişte.

Telos Yayınevi psikanalizin temel metinlerini Almanca aslından çevirmeye ve yayınlamaya devam ediyor. Psikanaliz Dizisi’nin dördüncü kitabı olarak Bilinçsiz-olan başlığı altında Freud’un iki makalesini sunuyoruz: 1912 tarihli Psikanalizde Bilinçsiz-olan Üzerine Bazı Görüşler ve 1915 tarihli Bilinçsiz-olan…

“Psikanaliz nedir?” sorusunun en kestirme ve kısa yanıtı “Bilinçsiz-olanın bilimidir” olsa gerek. Bilinçsiz-olan, psikanalizin nesnesidir, Freud’un kendi kuramını geliştirdiği kırk küsur yıl içinde bu çabanın başına da sonuna da yerleşmiş ve konumunu korumuştur. Onun deyişiyle, ” bilinçsiz bilinç”, yani bilinçsiz-olan kavramı Türkçede bugüne değin bilinçdışı olarak aktarılmıştı. Çağlar Tanyeri’nin özenli çevirisinin psikanaliz okurları için bir şans olduğunu ayrıca belirtmek isteriz.
(Tanıtım Bülteninden)

Lacancı Psikanalitik Çalışma Günleri 2: Psikanaliz Nasıl Tedavi Eder?

Lacancı Forum Türkiye Psikanaliz Derneği tarafından düzenlenen Çalışma Günleri’nin ikincisi, “Psikanaliz Nasıl Tedavi Eder?”,  8 Mayıs Pazar 2016 tarihinde Saint Benoit Lisesi’nin katkılarıyla gerçekleştirilecektir. Etkinlikle ve dernekle ilgili daha ayrıntılı bilgi almak için  www.lacanturkiye.com adresini ziyaret edebilirsiniz. Çalışma Günü’ne kayıt olmak içim lacanciforum@gmail.com adresine e-mail göndermeniz gerekmektedir.

Ücret: 100 TL (Öğrenci 50 TL)

Lacancı Forum Türkiye Psikanaliz Derneği

LACANCI PSİKANALİTİK ÇALIŞMA GÜNLERİ 2

“PSİKANALİZ NASIL TEDAVİ EDER?”

Saint Benoît Lisesi’nin katkılarıyla

8 Mayıs Pazar 2016
Adres : Saint-Benoit Lisesi Kemeraltı Caddesi, n° 11 Karaköy, 34425 İstanbul

PROGRAM
8 Mayıs 2016 Pazar

08.30-09.00 Kayıt ve Açılış Konuşması
09.00-10.15 Marc Strauss: “Daha Dostça Bir Yaşam” 

10:15- 10:30 Tartışma ve sorular

Moderatör: Ceren Korulsan

10:30- 10:45 Kahve arası
10.45-12:00 Zehra Eryörük: “Tedavinin Mantıki Zamanı”

12:00-12:15 Tartışma ve sorular
Moderatör: Özgür Öğütcen

12.15- 13.30 Yemek arası

13.30- 14.30 Özgür Öğütcen: “Psikanaliz Tedavi Eder mi? Etmez mi?”
14.30-15.30 Ceren Korulsan: “Semptomdan Geriye Kalan . . .”
15:30-16:00 Tartışma ve Sorular

Tartışmacılar : Marc Strauss ve Zehra Eryörük

16:00-16:30 Kahve arası

16:30-18:00 Vaka Çalışması: Ayşegül Erdem

Tartışmacılar: Zehra Eryörük, Ceren Korulsan, Özgür Öğütcen

18:00-18:30 Kapanış Konuşması.

Konuşmacılar :

 Marc Strauss : Psikanalist, psikiyatrist. AME (Okul Analistleri Üyesi), Ecole de Psychanalyse des Forums du Champ lacanien kurucu üyesi ve Paris Psikanalitik Klinik Koleji’nde öğretim üyesi.

Zehra Eryörük : Psikanalist, Ecole de Psychanalyse des Forums du Champ lacanien okul üyesi, Forum du Champ lacanien du Brabant (Belçika) Derneği’nin kurucu üyesi va başkanı, Lacancı Forum Türkiye Psikanaliz Derneği’nin kurucu üyesi ve FCL-Brabant öğretim üyesi.

Ceren Korulsan : Psikiyatrist, psikoterapist, Özne Psikiyatri ve Psikoterapi Merkezi, Lacancı Forum Türkiye Psikanaliz Derneği’nin başkanı ve kurucu üyesi.

Özgür Öğütcen : Psikiyatrist, psikoterapist. Suret Psikokültürel Analiz Dergisi editörü, Özne Psikiyatri ve Psikoterapi Merkezi, Lacancı Forum Türkiye Psikanaliz Derneği’nin kurucu üyesi.

Ayşegül Erdem : Psikolog. Lacancı Forum Türkiye Psikanaliz Derneği kurucu üyesi.

‘Bütün Durum’ ve Binoküler Görüş (Chris Joannidis)

Çeviren: Elif Okan Gezmiş

İnsanların çoğu, kendileri değil başkalarıdır; düşünceleri başkalarının düşünceleridir, yaşamları başkalarını taklittir, tutkuları ise alıntılardır. – Oscar Wilde

“Bütün durum” kavramı pek çok deneyimli klinisyenin çalışmalarında sık sık kullanılmasına rağmen klinik psikanaliz kuramında henüz merkezi bir konuma yerleşemedi. Bu makalede kavramın çıkışının ve nasıl bir değişim geçirdiğinin yanı sıra, klinik teorideki mevcut konumunun – gerek klasik bireysel teknik, gerekse grup analizi gibi özel uygulama biçimleri bakımından – tartışılması amaçlanmaktadır.

Frenolojinin mucidi Franz Gall, daha 19. yüzyıl başlarında beynin homojen bir bütün olmadığını, her biri kendine özgü bir işleve sahip zihin organlarının ‘kümelenmesinden’ meydana geldiğini öne sürmüştür. Üstünden yüz yıl bile geçmeden, Zeitgeist ünlü nörolog Kurt Goldstein’a şu tespiti yaptıracak noktaya gelmiştir: “tüm organizmaya ve bütün duruma atıfta bulunmayan bulgular dikkate alınmamalıdır” (Goldstein, 1934). Bunun da nedeni, soyutlanmış bir halde gözlemlenen organik işlevlerin doğal ortamdaki işlevlerin karmaşasına kıyasla oldukça farklı bir tablo ortaya koymalarıdır. Bir yanda romantik bireycilik, diğer yanda ise kişinin kimliğini dönemin kültürel koşullarını temsil eden kolektif ve sosyal unsurlar üzerinden bulmaya çalışma girişimi arasındaki bu salınıma Freud da kendini iyice kaptırmıştır. Freud’un yazılarında bu muğlaklığa ve yarattığı gerilime sık sık rastlamak mümkündür. Yalnız başına yürütülen tefekkür sürecinin kişinin kendini tanıması için yeterli olmayacağına, yani öznenin kendisini yalnızca Ötekini tanıyarak tanıyabileceğine ve dolayısıyla öznenin ‘Ben’ dediği şeyin aslında Ötekinin algısınca şekillendirildiğine ilişkin yeni bilimsel sav, bugüne dek kabul gören pek çok kuramsal tutumu baltalar niteliktedir. Filozof M. Cavell bunu şu şekilde açıklar: “[psik]analiz kendiliği ‘kendine yeterlik’ olarak ele alan görüş ile doğası itibariyle kişilerarası olduğunu savunan görüş arasındaki mücadelenin ortasına düştü” (s.143)

Makalenin devamını okumak için tıklayın.

Bildiri Çağrısı: Düşünbil Akademi I. Psikanaliz Sempozyumu

I. Psikanaliz Sempozyumu
“Aşk ve Cinsellik”
14-15 Mayıs 2016, Ankara

Dinleyici Katılımcılar: Sempozyuma dinleyici olarak katılabilirsiniz. Kayıtlar 25 Mart 2016 Tarihinde Açılacaktır.

Konuşmacı Katılımcılar:

ÖZET BİLDİRİ GÖNDERİMİ

Anahtar kelimeler: Cinsellik, aşk, psikanaliz, narsisizm, mazoşizm. fetişizim, queer, cinsel kimlik, Lacan, Butler, Zizek vb.

Konuşmacı Olarak Katılmak için

Planladığınız konuşmanın içeriğini özetleyen 1 sayfalık bildiri özetinizi Bildiri Gönder sekmesinden bize iletiniz. Bildiri özetleri incelendikten sonra konuşmacı başvuruları hakkında dönütler yapılacaktır.

Bildiri özetinizi hazırlarken
– Bildiri başlığınızın sayfanın en üstünde, ortalanmış ve kalın karakterlerle yazılmış olmasına,
– Başlığın bir alt satırında adınızın, soyadınızın, ünvanınızın ve kurumunuzun yazılmış olduğuna,
– İletişim bilgilerinizin (e-posta adresi ve telefon numarası), adınızı içeren satırın altında, doğru yazıldığına,
özen gösterin.
Bildiri özetini .doc (Microsoft Office Word) formatında göndermenizi rica ederiz.
– Bildiri özeti, 12 punt 1 satır aralığı, times new roman yazı tipinde olmalı.

Sunumlar

Sunumlar 40 dk olarak planlanmıştır. Konuşma süresinin devamında (10-20 dk) soru-cevap kısmı olacaktır. Sunumlarınızı 40 dakikayı geçmeyecek şekilde ayarlamanız, katılımcılarımızın sorularını kısıtlamamamızı sağlayacağından önemlidir. Bu nedenle, -örneğin- PowerPoint sunusu kullanacaksanız 30-40 slayt sayfasını aşmamanızı öneririz.

İntihalle kesinlikle yer verilmemelidir. Katılımcılar bütün hukuki sorumluluğu üstlenmekle yükümlüdür. Herhangi bir intihalin belirlenmesi halinde, sunum iptal edilecek, sorumlular bağlı bulundukları kuruma bildirileceklerdir.

Özet Bildiri Son Gönderim Tarihi: 1 Mart 2016

Programın Duyurulması: 5 Mart 2016

İletişim: dusunbil@hotmail.com

akademi.dusunbil.com

Utanç yahut Ötekinin Var Olmayışının Kanıtı Üzerine — Daniel Tutt

ibf adlı kullanıcının avatarı🦋🤖 YERSİZ ŞEYLER

Son zamanlarda sosyal medyada “Utan!” buyruğuna giderek daha fazla maruz kalır olduk. Bu buyruk ona zemin oluşturan, çeşitli gerekçelerle destekleyip yaygınlaştıran ve şiddetini arttıran somut olaylardan (son örneği “Vahşet Bodrumu”) bağımsız olarak, kendi imleyici işlevi bakımından ne anlama gelir?

Bunu anlayabilmek için ~Viyanalı Psikanalistler~ facebook grubuna bir soru sorduk: “Utanç acaba genel olarak (bilinçli veya bilinçdışı) bir aktarımdan kaçınma hali olarak tanımlanabilir mi? Ben karşısına Biz’i koyan paradoksal bir Ben karşıtı savunma mekanizması sayılabilir mi?”

Chris Oliver Schulz, fikirlerimizi doğrulayacağını düşündüğü bu Daniel Tutt gönderisini [post] bize iletti, biz de Türkçeye çevirdik. Adam John Ost’un da katıldığı tartışma şöyle ilerledi: “Bütün sosyal etkileşimlerde aktarım vardır ve aktarımlardan kaçınılamaz,” “ama burada imgesel bağlamı olan politik bir çerçeve sözkonusu olduğundan,” “buna aktarımdan kaçınma değilse bile karşı-aktarım denilebilir. Aktarım hiç olmadığında şeyler işlenmeden kalırlar, yani Şey [das Ding] olarak kalırlar. Karşı-aktarım olduğundaysa inşa edilen belirli simgelerde kendi ifadelerini bulabilirler.”

View original post 1.512 kelime daha