Bir Düşünce, Bir Usta: Wilfred BION – Antonino FERRO

Antonino Ferro, W.R. Bion’un kuramlarından yola çıkarak hızlıca bize insanın ruhsal aygıtının kendini geliştirebilmesi için ötekiyle ilişkide olmaya gereksinimi olduğunu anımsatır; ve kuşkusuz ötekinin de ona kucak açma, kalmasına izin verme, bu çalışmanın ürünlerini metabolize etme ve ona geri sunma kapasitesine sahip olması gerekir: Bu bağlamda, ötekinin kendi duygularının süzgeçten geçiyor olması elzemdir. Ferro buradan hareketle, insanın meselesinin, kendini yavaş yavaş geliştirmek de dahil olmak üzere, kendine özgü yanları olan bir ruhsal aygıta sahip olmak olduğunu kabul eder.

Antonino Ferro İtalyan Psikanaliz Cemiyeti Eğitim Analisti ve halihazırdaki Cemiyet Başkanıdır. IPA ve APsaA üyesidir. Birçok dile çevrilmiş pek çok kitabı arasında ‘Mind Works’ (Zihin Çalışmaları/Zihin Çalışıyor), Avoiding Emotions, Living Emotions (Duygulardan Kaçmak, Duyguları Yaşamak), Supervision in Psychoanalysis: The Sao Paulo Seminars (Psikanalitik Süpervizyon: Sao Paulo Seminerleri) sayılabilir. 2007 yılında Mary S. Sigourney Ödülü’ne layık bulunmuştur. Eylül 2008’e dek International Journal of Psychoanalysis Avrupa Editörlüğü görevini sürdürmüştür. CAPSA (Analytic Practice and Scientific Activities Committee-Analitik Uygulama ve Bilimsel Etkinlikler Komitesi)ne 2006 yılında üye seçilmiştir, EPF Program Komitesi Üyesi ve Başkanlığı ve İPD Süpervizör Komite Başkanlığı (2007) yapmıştır. 2009 yılında Mexico City’de gerçekleştirilen 47. IPA Kongresinde Avrupa Başkanlığı yapmıştır. Nisan 2012’den bu yana IJF Danışman Editörlüğü görevini sürdürmektedir.

Tam gün Konferans
22 Şubat 2015 Pazar
Saat: 10.00-17.00

BAHÇEŞEHİR ÜNİVERSİTESİ
Türkan Şoray Salonu-Beşiktaş

PROGRAM

10.00-11.30 Seminer
11.30-11.45 Kahve arası
11.45-12.30 Seminer
12.30-14.00 Öğle arası
14.00-16.30 Seminer

Yer kısıtlılığından dolayı kaydınızı gecikmeden yaptırmanızı öneririz.

KATILIM: Genel katılıma açıktır. Katılım Belgesi verilecektir.
DİL: Seminer dili Fransızcadır, eşzamanlı çeviri olacaktır.
YER: Bahçeşehir Üniversitesi Türkan Şoray Salonu-Beşiktaş
KAYIT ÜCRETİ:  150 TL
• Psike İstanbul üyeleri, öğrenci ve asistanlar: 125 TL

Yer kısıtlılığından dolayı kaydınızı gecikmeden yaptırmanızı öneririz.

– Kayıt ücretini İstanbul Psikanaliz Eğitim, Araştırma ve Geliştirme Derneği’nin Garanti Bankası Erenköy Şubesi (Şube Kodu:150) TR420006200015000006299074 no’lu hesabına yatırınız. Banka dekontunu ve doldurmuş olduğunuz Kayıt Formunu (212) 224 10 03 no’lu faksa gönderiniz.
– Ödeme belgenizi ve kayıt belgelerinizi psikeistanbul@gmail.com adresine de gönderebilirsiniz. Bu durumda Kayıt Formunu ekli olarak gönderiniz ve mesajınızda banka dekont numaranızı ve ödemenizi hangi şubeden yaptığınızı belirtiniz.

Psike İstanbul’un web sitesindeki duyuru bağlantısı için tıklayın.

Bella Habip – Psikanaliz Pratiği Türkiye’ye Neden Geç Geldi?

(…) Ben burada psikanaliz kuramı ve tedavisinin yüz sekiz yıllık tarihi boyunca Türkiye’de bıraktığı izlerden söz etmeye çalışacağım. Amacım bu tarihi, bir takım isimlerin, ya da kurulan bir takım çalışma gruplarının üzerinde durarak dışarıdan bir gözle ele almak değildir. Zira bu tarihin bir parçasıyım, bizzat içindeyim. Konuşmamın sonunda, sorularınız doğrultusunda, bu tarihin bir parçası olan ve kurucularından olduğum Psikanaliz ve Psikanalitik Psikoterapiler Derneği’nin hedefleri ve Türkiye’de psikanalist olabilme şartları üzerine bilgi vermeye çalışacağım. Şimdi amacım psikanalizin Türkiye’ye nasıl olup da bu kadar geç ulaştığı üzerine düşünmek ve bazı varsayımlarda bulunmak. Bu varsayımlarımı psikanalizin kavramlarını kullanarak geliştirmeyi hedefledim. Söz konusu gecikmeyle ilgili olarak öncelikle şunları söyleyebilirim: Avrupa’da başta Viyana olmak üzere, Berlin, Zürich gibi kentlerde 1900 yılından itibaren, psikanaliz pratiği hızla yaygınlaştı; 1910 yılında ilk Uluslararası Psikanaliz birliği kuruldu; psikanalistler mesleki pratiklerini büyük bir hızla “rasyonel” bir çerçeveye oturturtup kuramsal girişimlerini ateşlice savunmaya başladılar. Türkiye’de ise psikanaliz üzerine metinlerin ya da psikanaliz metinlerinin ilk çevirilerinin ancak 1930’larda başladığını ve yurtdışından Türkiye’ye dönen uluslararası psikanaliz camiasına mensup (tabii uluslararası camia derken, kurucusunun Sigmund Freud olduğu Uluslararası Psikanaliz Birliğinden (1) söz ediyorum) ya da bu camianın dışından kimi sağaltıcı ya da psikanalistlerin yaklaşık olarak ancak 80’li yılların sonlarına doğru işe koyulduğunu görüyoruz. Bu kadar geç kalınmasının nedeni hangi etmenlerle açıklanabilir? (…) Yazının tamamı için tıklayın.