Gizli Bir Dilin Doğuşu – JOAN MİRÓ “KADINLAR, KUŞLAR, YILDIZLAR”

PANEL
Aslı Day, Nayla De Coster, Melis Tanık Sivri, Ümit Eren Yurtsever

“…Kırlangıçların
boğazını gıdıklayan
saf aşk”…
(Şiirsel Oyunlar, Miró)

Kadınlar, kuşlar ve yıldızlar nereden geliyor? Yeryüzünden mi, gökyüzünden mi, yoksa Miró’nun şiirinin doğduğu topraklardan mı? En başında sadece bir leke mi vardı? Orak gibi havalanan siyah çizgiler, renk renk lekeler ve sağdan soldan tesadüfen bulunmuş nesneler… Joan Miró’nun eserleri karşısında neler söylemeli? Psikanaliz Miró’nun eserlerine, gerisindeki şiire yaklaşmanın bir yolu olabilir mi? Freud’un “Düşlerin Yorumu” adlı eseriyle Miró’nun heykelleri bir arada düşünülebilir mi? Kadınlar kuşlar ve yıldızlar kadar özgür olabilir mi? Panelistlerin ortaya attğı bu sorulara ek olarak panelde Miró’nun eserleri üzerinden serbest çağrışım, bilinçdışı, bilinçdışı düşlemler, yaratıcılık süreci ve şiirden resme simgeleştirme kavramları psikanalitik açıdan ele alınacaktır. Katılımcıların da çağrışımlarını ve düşlemlerini paylaştıkları, çağdaş sanat vasıtasıyla psikanaliz üzerine birlikte düşünmeyi sağlayan etkileşimsel bir ortamda buluşmak dileğiyle…
TARİH: 1 Mart 2015, Pazar SAAT: 14.00-15.30
YER: Sakıp Sabancı Müzesi, Emirgan – İstanbul
Panele giriş ücretsizdir.

Joan Miró’nun 125 eserinin yer aldığı “Kadınlar, Kuşlar, Yıldızlar” sergisi
Sakıp Sabancı Müzesi’nde 23 Eylül 2014 – 8 Mart 2015 tarihleri arasında devam etmektedir.

Yeni Kitap: Rüyalar (Carl Gustav Jung)

ruyalar

Yazar, psikiyatrist, eğitimci, ressam ve bir de seyyah olan Carl Gustav Jung, rüyalar hakkındaki fikirlerini bu derlemede toplamıştır. Gizemcilik, din, kültür, semboller gibi ana temaları kendine özgü ve maharetli anlatım tekniğiyle okuyucuya sunmuştur. Rüyaları filmsel özellikleriyle teşhis etmiş, ayrıca sadece şahsi planda söz konusu olan “kişisel rüyalar” ile hepimizin tecrübe ettiği ve kolektif bilinçdışının ürünü olan “büyük rüyalar” arasında ayrım yapmıştır. Yirminci yüzyılın en etkin figürlerinden biri olarak Jung, Rüyalar adlı eseriyle kendi ürettiği sıradışı kavramlara anlaşılır tarzda bir giriş yapmakla kalmamış, bunun yanında toplu eserlerinin nitelikli okunması için de en ideal yöntemi sunmuştur.
(Tanıtım Bülteninden)

Yayın Yönetmeni : Mahmut Sever
Editör : Adem Beyaz
Çeviri : Aylin Kayapalı

Esra Yalazan‘ın kitapla ilgili değerlendirmesi Rüyalar, Jung ve Kar için tıklayın.

Analizde hastayı teskin etmek üzerine

Bir analiz hastasına asla “Korkma, bu yalnızca bir rüya” demezsiniz çünkü onların rüyalarıyla ilgili içgörü kazanmasını istersiniz. Bu rüya, ardında belli bir acı yatan bir kapının tek anahtarı olabilir.

Jay Greenberg

Aile romansı (Otto Rank)

Küçük bir çocuğun dünyasında ilk başta ebeveynlerinden başka kimse olmadığı için, çocuk onlara adeta tapar. Bu doğrultuda, en büyük arzusu, büyüyünce annesi ya da babası gibi olmaktır. Gelgelelim, büyüdükçe, ebeveynlerini daha geniş bir sosyal bağlam içinde görebilmeye başlar. Onların toplumdaki konumunu kavraması, onları diğer ebeveynlerle kıyaslaması mümkün hale gelir. Buna bir de ona karşı davranışlarının yarattığı ufak tefek hayal kırıklıkları eklendiğinde, çocuk bir zamanlar hayran olduğu ebeveynlerini artık açıkça eleştirmeye başlar. Özellikle de, çocuğun ihmal edildiğini hissetmesi, ki ebeveynlerinin sevgisini kardeşlerle paylaşmak zorunda olan çocuklarda bu çok daha sık yaşanır, bu eleştirileri iyice alevlendirir. Sevgisine yeterince karşılık alamadığını hisseden ve halen bebekleri leyleklerin getirdiğine inandığı bir yaşta olan çocukta, evlatlık alınmış veya bir şekilde karışmış olabileceğine yönelik düşünceler baş gösterir. Yetişkinlerin pek çoğu, kendi çocukluklarında böyle bir şüphe dönemini hatırlayacaktır.

Bu şüpheler sayesinde, çocuk, başlangıçta oldukça bağımlı olduğu ebeveynlerinden yavaş yavaş uzaklaşır. Aile romansı da, tam olarak burada devreye girer. Evlatlık olabileceğini düşünen çocuk, ebeveynlerinin aslında başka insanlar – elbette sosyal açıdan daha üst konumda, belki daha zengin ya da daha eğitimli – olduğunu hayal etmeye başlar. Zaman içinde, bebeklerin gerçekte nereden geldiğini öğrendiğinde, çocuğun duruma bakış açısı da değişir. Rahminden çıktığına göre, bu kadının annesi olduğuna artık şüphe yoktur; peki ya babası? Babasının, gerçekten de kendi babası olduğundan nasıl emin olabilir? Böylelikle, annesinin, babasını gizlice aldatmış olabileceğine dair çeşitli ‘yasak aşk’ fantezileri kurgulamaya başlar.

Yeni Kitap: W.R. Bion – Yaşayarak Öğrenmek

bion

Birçok eleştirmen tarafından yazıları oldukça rahatsız edici ve dil ötesi bulunan Bion’un en iyi yaptığı şey düşünmek ve düşündürmek. O dönemde takipçisi olduğu Melanie Klein’ın psikanalitik kurama kazandırdığı yansıtmalı özdeşleşme gibi yeni kavramların ve erken dönem anne bebek ilişkisi üzerinden yeniden tanımlanan analist analizan ilişkisinin daha iyi anlaşılmasında kendine has dili ile büyük katkısı olmuş. Şimdilerde psikanalitik kuramdan esinlenerek yeni isimler ve başlıklar altında tekrar ve tekrar tanımlanmaya çalışılan temel kavramların arkeolojik kazılarda bulunan ve ancak özel bir kodla okunabilen ilk yazıtlarıymış hissi veren bu metin sakin ve sessiz bir ortamda okunmayı hak ediyor.

Bağlam Yayınları
Çeviri: Lalecan İşcanlı Ekin, Taner Güvenir