Obsesif Kompulsif Bozuklukta Psikanalitik Görüşler

Volkan Topçuoğlu
KLİNİK PSİKİYATRİ; 2003;6:46-50

ÖZET
Bu yazıda Obsesif Kompulsif Bozuklukla ilgili psikanalitik görüşlerin derlenmesi amaçlanmıştır. Freud’un obsesyonel nörozun oluşumu ile ilgili açıklamaları ayrıntılı bir şekilde ortaya konmuş ve daha sonra, tarihsel bir sıra takip edilerek, bu hastalıkla ilgili modern psikanalitik teoriler aktarılmıştır. Ayrıca, psikanalitik tedaviye başvurmanın uygun olacağı durumlara değinilmiştir.

Anahtar Sözcükler: Obsesif kompulsif bozukluk, psikanaliz, tedavi.

Yazının tamamına erişmek için tıklayın.

İyi haftalar!

İHA’yı (İnsansız Hava Aracı) Psikanalitik Olarak Düşünmek

Korkunun görebildiğimiz ya da duyabildiğimiz bir şeye yani bir nesne ya da durum gibi gösterilebilir bir şeye yönelik olduğu düşünülür. Korku böylelikle dile gelebilen bir şey olur ve biz, örneğin, “karanlıktan korkuyorum” ya da “havlayan köpeklerle karşılaşmaktan korkuyorum” diyebiliriz. Kaygıyı ise genellikle nesnesiz bir korku hali gibi algılarız, bizi kaygılandıran şeyin ne olduğunu kolay kolay söyleyemeyiz (Salecl, 2014, s.283)

Prelüd: 

BM İnsan Hakları Yüksek Komiserliği İHA’ların insan toplulukları üzerinde yarattığı olumsuz etkiler ve korku atmosferini- [bunu militer teknolojilerin yarattığı “atmosferik terörizm” olarak da okuyabiliriz] (Sloterdijk, 2009)- tartışmaya açmış ve mevcut durumun “yaşam hakkını” ihlal ettiği yönünde hükme varmıştır (Ohchr.org, 2014).

İHA’yı yeniden tanımlamak:

İHA ya da İnsansız Hava Aracını, birincil (doğrudan) pilotaj gereksinimi duyulmadan uzaktan komuta edilebilen ileri teknoloji bir hava aracı olarak tanımlayabiliriz. İHA’lar yerden 20-30 bin feet (6-9 km) irtifada uçabilir ve bu bakımdan bakışım, işitim ya da insansal karşılaşmalardan yalıtıktır. Bu manasıyla somut bir korku hali yarat(a)maz ki İHA’ları bu sebepten ötürü “edimsel olmayan (fiili olmayan) teknolojiler” olarak tanımlamayı uygun görüyorum.

BM Yüksek Komiserliğinin Çizdiği Kaygı/Korku Tablosunu Hatırlamak:

“Freud kaygının özel bir “hazırlıklı olma durumuyla” ilintili olduğunu belirtir. Kaygı hazırlığının olmaması travmaya yol açar” (age).   İHA’lar keşif, hedef izleme ve tespiti, atmosferik gözlem ve istihbarat gibi amaçlarla kullanılır. İHA’ların alâmetifarikası sahip oldukları hareket/harekât kapasitesinden ileri gelir; İHA’lar atmosferik gezintilerini “var olmayan varlıklarmışçasına” sürdürürler. Bedenlerin üzerinde asılı kalır fakat göze gelmez, işitilmezler. Bu yüzüyle, hazırlıklı olma durumuna fırsat tanımadıklarından, yol açtıkları kayıp ve hasarlar travmalar halinde belirir. İHA’lar fiziki zayiata yol açar. Dolayısıyla, pratik yansımaları ideolojiktir; yarattığı fiili zayiat, somut bir korku hali yaratır. İHA’lar (jeo)politik bir hamlenin maddi halidir. Somut bir fikir olarak, askeri sınaî endüstri ve kitle iletişim medyası gibi ideolojik ve baskı aygıtların bağrında sahnelenen kültürel bir gösterilene, duruma denk düşmektedirler.

Yazının devamı için tıklayın.

Melanie Klein: Delilik yahut Acı ve Yaratıcılık Olarak Ana Katli (Julia Kristeva)

melanie-klein20150819103346

Yazar: Julia Kristeva
Çevirmen: Ayşegül Demir
Yayınevi: Pinhan Yayıncılık

Psikanalist, filozof ve dilbilimci Julia Kristeva için Melanie Klein, psikanaliz alanındaki en özgün yenilikçidir. Klein, çocuk psikanalizini başlatan isimdir, psikoz ve otizm üzerine olan fikirlerimizi de derinden etkilemiştir. Bilinçdışı teorisine yepyeni bir bakış açısı getirmiş ve bunu Freud’un koyduğu ilkeleri altüst etmeden yapmıştır. Kristeva bu eserinde Klein’ın yaşamını ve entelektüel gelişimini psikanaliz tarihini de ıskalamadan gözler önüne serer: Tıp okumak istese de mutsuz bir evliliğin ardından psikanalize merak salan, çocuklarını analize tâbi tutarak kendi çabalarıyla analist olan, anneyi sadece yaratıcılığın değil düşünmenin de kaynağı sayan, ana katlini ruhun gelişiminde merkez noktaya yerleştiren ve bu tarz fikirleriyle psikanaliz çevrelerini kışkırtan bir kadındır Melanie Klein.
(Tanıtım Bülteninden)

Oyunu Bozmak, Oyunu Kurmak ve Reaktif Güçlerin Saçmalıkları

Cengiz Erdem adlı kullanıcının avatarıSenselogic

 Aslen Almanya doğumlu olmakla beraber çalışmalarının büyük bir kısmını İngiltere’de yalnızlık içerisinde sürdürmeyi seçen Melanie Klein çocuk psikanalizinin yaratıcısı ve en önemli kuramcısıdır. Freudcu psikanalizden radikal bir kopuş gerçekleştirerek anti-ortodoks, daha doğrusu a-ortodoks, yani durağanlık karşıtı, akışkanlık yanlısı bir duruşu benimseyen ve çocuk gelişimi ve pedagojisi üzerine yaşamı boyunca bıkmadan usanmadan araştırmalar yapan Klein’ın nesne-ilişkileri kuramı adıyla anılan teorileri lokâl olarak yurdumuzun, genel olarak ise dünyamızın mevcut durumu göz önünde bulundurulduğunda gittikçe artan bir öneme sahiptir.
***
Klein’a göre çocuk daha dili öğrenmeden büyüklerin algıladığından farklı da olsa çevresindeki dünya ile derin ve karmaşık bir ilişki içerisindedir. Klein’ın nesne ilişkileri adını verdiği bu ilişkiler çocuğun dünyayı algılama biçiminde ve buna bağlı gelişiminde fantazmatik üretim ve hayal kurma yetisi gibi bilinç oyunlarının oynadığı önemli rolün altını çizmiştir. Klein Çocukların Psikanalizi adlı ilk kitabında paranoid-şizoid pozisyon diye tanımladığı yaşamın ilk yıllarını analiz etmiş, bu evrenin yerini dili kullanma yetisinin edinilmesiyle birlikte depresif…

View original post 1.629 kelime daha